Menü Hürgün, İnsana ve Demokrasiye Dair Her Şey
İbrahim Aybar

İbrahim Aybar

Tarih: 13.03.2026 18:13

İran merkezli jeopolitik gerilimin otomotiv sektörüne etkisi

Facebook Twitter Linked-in

Maalesef İran merkezli jeopolitik gerilimin bu ay başından itibaren tırmanışı küresel enerji piyasalarına deprem etkisi yapıyor. Brent petrolün varil fiyatı kısa sürede 105 dolar seviyelerine çıktı. Hatta bir ara 120 doları gördük. Otomotiv sektörünün tüm maliyet yapısı ve tüketici davranışları temelden sarsılmaya başladı. Yaşanan bu krizin otomotiv sektörüne somut etkilerine birkaç rakamla bakalım: 

Üretim ve Ham Madde maliyetlerine Petrol fiyatlarının etkisi: 

Günümüz teknolojisine sahip bir otomobilin üretiminde petrol türevi materyallerin payı hala kritik önem taşıyor. Ortalama bir binek otomobilde yaklaşık 180 kg plastik ve polimer bazlı parça var. Dolayısıyla petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artış, otomotiv plastikleri ve sentetik kauçuk maliyetlerini doğrudan %5 ile %8 oranında yukarı çekiyor. 
Motorlu taşıt üreten fabrikaların işletme maliyetlerinde enerji payı toplam giderin yaklaşık %15-20’si mertebesinde. Artan enerji fiyatları, taşıt başına üretim maliyetini ortalama 800 ila 1.200 dolar bandında artırıyor. 

Tedarik zincirinde ek maliyet yükü 

Hürmüz Boğazı ve çevresindeki güvenlik riskleri, deniz taşımacılığı rotalarını zorunlu olarak değiştirdi. Bunun da etkisiyle küresel konteyner endeksi verileri, Orta Doğu bağlantılı rotalarda navlun ücretlerinin bu yıl şimdiden %40 oranında arttığını gösteriyor. 

Öte yandan Lojistik aksamalar nedeniyle, fabrikalara parça ulaşım süresi ortalama 14 gün uzamış oldu. Bu durum, Sıfır Araç bekleme listelerini (Lead Time) bir çok modelde tekrar 6-9 ay bandına çekti. 

 Tüketici tercihlerinde ekonomik değişim 

Akaryakıt fiyatlarındaki artış, tüketicinin cebini doğrudan etkileyerek markaların pazar paylarını değiştirmeye başladı. 
Ham petrol fiyatlarının varil başına %30’u aşan zam görmesiyle, 2.0 litre ve üzeri motor hacmine sahip içten yanmalı motoru olan taşıtların ikinci el piyasasında talebi %15 oranında daralttığı gözleniyor. 
Öte yandan petrol krizinden önce küresel pazar payı %18 civarında olan sıfır km elektrikli taşıtların satışlardaki payı şimdilerde %24’e fırladı. Tüketicinin 100 km sürüş için karşılaması gereken enerji maliyeti elektrikli taşıtlarda içten yanmalı olanlara göre beşte bir oranına kadar düştü. Tablo özetle şöyle: 

Yakıt ve elektrik enerjisi tüketim maliyeti kıyaslaması: (Her bir 100 km için ortalama maliyet) 

Benzinli otomobil (7L/100km) yakıt maliyeti 427 TL’ ye çıktı. 
Dizel otomobil (5L/100km) yakıt maliyeti 325 TL’ ye çıktı. 
Bataryadan elektrikli taşıtlarda ev tipi şarjın 100 km için maliyeti halen 45 TL düzeyinde. 

Özetle yukarıdaki rakamlar gösteriyor ki petrolün varil fiyatındaki her kalıcı yükseliş, otomotiv dünyasını karbonsuzlaşma, ya da elektrifikasyon hedeflerine daha hızlı itiyor. Bugünlerde yaşamaya başladığımız jeopolitik kriz, hibrit ve elektrikli taşıtlara geçiş sürecini planlanandan yaklaşık 3 yıl öne çekmiş oldu. Üreticiler için artık enerji verimliliği ve karbonsuzlaşma bir pazarlama sloganı değil, varoluş stratejisi haline geliyor diyebiliriz. 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —