Küresel otomotiv endüstrisinin en güçlü markalarından birisinin şüphesiz Japon menşeli Honda Motor olduğunu hepimiz kabul ederiz. Ne var ki bu marka günümüzde tarihinin en çetin sınavlarından birinden geçiyor. Nedeninin ise; elektrik enerjisi ile çalışan yeni nesil (NEV) taşıtlara geçiş stratejisinde yaptığı hatalı zamanlama olduğunu bugün yayınlanan Nikkei haber portalı duyurdu. Nikkei, geçtiğimiz günlerde bazı NEV projelerini durdurduğunu açıklayan Honda‘nın, büyük bir bilanço zararı yazmak zorunda kaldığını bildirdi. Dahası, 1957’de halka arzından bu yana ilk kez net zarar açıklanıyor olması, durumun ciddiyetini gösteriyor.
Dilerseniz kısaca Honda’nın hikâyesini hatırlayalım. 1948’de, ikinci dünya savaşı sonrası yıkılmış bir Japonya’da küçük bir motosiklet girişimi olarak doğan Honda markası kısa sürede mucizevi bir büyüme yakaladı. Henüz 13 yıl sonra İngiltere’de düzenlenen dünyanın en prestijli motosiklet yarışlarından biri olan Isle of Man TT’de zafer kazandı. 1964’te otomobil üretimine ve Formula One yarışlarına giren Honda, yüksek performanslı motor teknolojisiyle küresel pazarlarda adeta fırtına estirdi. Bu yolculuk, markanın yıllarca taşıdığı ‘Hayallerin Gücü; (The Power of Dreams)’ sloganının somut bir karşılığı olmuştu.
Ancak bugün gelinen noktada, hayallerin gücü sloganı yerini stratejik hataların ağır sonuçlarına bırakmış görünüyor. Honda, 2040 yılına kadar yalnızca elektrikli ve hidrojen yakıt hücreli NEV türü taşıt satmak hedefiyle içten yanmalı motorun olmadığı bir gelecek vizyonu açıklamıştı. Ne var ki, ABD’de çevre regülasyonlarının gevşetilmesi, ya da İran merkezli jeopolitik gerilim gibi dış faktörlerin ötesinde NEV stratejisinde atılması gereken geri adımın fazlasıyla gecikmiş olmasıyla Honda sorun yaşıyor.
Bu geri çekilişin sembolik bir örneği ise Sony ile ortak geliştirilen lüks elektrikli taşıt projesi Afeela’nın iptal edilmesi oldu. İki Japon devinin bu iş birliği, uzun süredir kaybolduğu düşünülen yenilikçilik ruhunu yeniden canlandırma girişimi olarak görülüyordu. Ancak bu umut da şimdilik rafa kalkmış durumda.
Honda’nın yaşadığı bu sıkıntılar, aslında Japon otomotiv endüstrisinin genel fotoğrafını yansıtıyor. Güneydoğu Asya’da yıllarca hakimiyet kuran Japon markalar, artık ciddi bir Çin ve Vietnam rekabeti ile karşı karşıya. Özellikle BYD gibi Çinli üreticiler agresif bir şekilde büyürken, VinFast gibi yeni oyuncular da sahneye çıkıyor. Çin pazarında ise yerli NEV üreticisi markalar karşısında Japon markaların pazar payı hızla eriyor.
Bu noktada bir istisnayı unutmayalım. Toyota Motor, hibrit teknolojilerdeki güçlü ürün gamıyla direnç gösterirken, Suzuki Motor Hindistan’daki sağlam konumuyla ayakta kalmayı başarıyor. Ancak genel görünüm, Japon otomotiv sektörü için adeta bir karanlık dehlize düşüp yuvarlanmaya benzer izlenim veriyor.
Öte yandan, Singapur pazarı gibi özel pazarlarda ilginç fırsatlar da çıkıyor. taşıt sahipliğinin son derece pahalı olduğu bu ülkede lüks otomobillere olan talep hâlâ güçlü. Örneğin Porsche, müşterileri için özel pazarlama faaliyeti içinde. Ama yaklaşık 90 bin dolarlık fiyat etiketiyle planlanan Afeela modeli için Singapur pazarının önemli bir fırsat olma fırsatı gördüğümüz kadarıyla bir hayal olarak kalacak.
Sonuç olarak Honda’nın yaşadığı bu kriz, otomotiv sektörünün dönüşüm hızına ayak uyduramayan dev markaların nasıl zorlandığının çarpıcı bir örneği olarak karşımıza çıkıyor. O nedenle sadece hayal etmek değil, hayalleri gerçeğe dönüştürebilme becerisi markaları sürdürülebilir yapıyor. Bakalım Honda bu dar boğazdan nasıl çıkacak?