Türkiye ve İslam Dünyasında düşünememe sorunu mu var düşünmeme sorunu mu?

Biliyorum çok fazla eleştiri yazısı yazmaya başladım.

Fakat yapacak bir şey yok. Düşünme ve karar verme konusunda çalışıyorsanız “Türkiye ve İslam Dünyasında Düşünememe Sorunu” diye bir başlık gördüğünüzde kayıtsız kalamazsınız. Geçtiğimiz günlerde bir gazetenin görüşler bölümünde “düşünememe” sorunumuz üzerine bir yazı görünce ele almadan duramadım. Kusura bakmayın. Sıradan biri olarak, aydınlarımızın ne dediğine kulak kabartmakla yükümlü hissediyorum kendimi. 

Yazı aslında eğitimde düşünme sorunu üzerine ve doğru bir düşünme nasıl olur konusunu ele alıyor bir gazete yazısı olarak da oldukça uzun bir yazı. Bu nedenle yazının ana fikrini veren son paragrafına odaklanmak istiyorum. Yazı şöyle bitiyor; “Sonuç olarak Türkiye ve İslam dünyasında “Düşünememe sorunu” yalnızca eleştirel düşüncenin teorik temellerinin eksikliğinden değil; merakın, aklın sorumluluk ve vicdan taşıyıcılığıyla birlikte bastırılmasından, buna karşılık zekanın ölçüsüz biçimde yüceltilmesinden kaynaklanır. Bu çizgide düşünce ya dogmaya ya da ahlaksız bir kurnazlığa savrulur. Bu çizginin bir diğer sonucu da metafiziğin ya dogmaya ya mistisizme indirgenmesi ve burhani aklın merkezi rolünü kaybetmesidir. Halbuki Aristo’dan Kant’a Hegel’den Popper’a uzanan çizgi, düşünebilmenin ancak merak, eleştiri ve ahlaki muhasebe ile yaşayabildiğini gösterir. Bu zemin kurulmadıkça ne Türkiye’de ne de İslam dünyasında sahici bir düşünebilme geleneği üretimi beklemek gerçekçi değildir.”

Bu paragrafı yeniden yazacak olursak, şunları söyleyebiliriz;

  1. Türkiye ve İslam dünyasında bir “düşünememe sorunu” var. Bizler düşünemiyoruz.
  2. Eleştirel düşüncenin teorik temelleri bizde eksik.
  3. Ayrıca, merakımız ve aklımız bastırılmış durumda, aklın sorumluluğu ve vicdan taşıyıcılığı da baskı altında tutuluyor, 
  4. Akıl yerine zekayı ölçüsüz biçimde yükselttik 
  5. Bu nedenle düşüncemiz dogmaya veya ahlaksız bir kurnazlığa savrulmuş durumda.
  6. Metafizik dogmaya ve mistisizme indirgenmiş durumda
  7. Burhani akıl merkezi rolünü kaybetmiş durumda.
  8. Aristo’dan Kant’a, Hegel’den Popper’a uzanan çizgi (eleştirel düşünce çizgisi) düşünebilmenin ancak merak eleştiri ve ahlaki muhasebeyle yaşayabildiğini gösteriyor. 
  9. Bizde bu yok. Ve bu zemin kurulmadıkça ne Türkiye’de ne de İslam dünyasında sahici bir düşünebilme geleneği üretimi beklemek gerçekçi değil. 

Bizim aydınlarımız böyledir. İslam dünyası ile Batı dünyası kıyaslaması yaparken bu iki dünyanın iki ayrı zihniyeti temsil ettiğini göz ardı edip İslam dünyasını Batı dünyasının ölçütleriyle değerlendirmeyi tercih ederler. Yazarımızın “Aristo’dan Kant’a, Hegel’den Popper’a uzanan çizgi” ifadesini kullanması da bundan.  Eleştirel düşüncenin teorisinin temellerini Aristo’dan Popper’a uzanan çizgide arıyor. 

Yine aydınlarımız genellemeyi ve veciz bir ifadeyle sorunu saptamayı sever; “Düşünememe sorunu yalnızca eleştirel düşüncenin teorik temellerinin eksikliğinden değil; merakın, aklın sorumluluk ve vicdan taşıyıcılığıyla birlikte bastırılmasından, buna karşılık zekanın ölçüsüz biçimde yüceltilmesinden kaynaklanır.” Yazıda maalesef hangi niteliksel ve niceliksel kanıtlarla bu kanaate varıldığına ilişkin bir bölüm yok. Bu nedenle İslam dünyası ve Türkiye’de tarih boyunca merakın ve aklın sorumluluk ve vicdan taşıyıcılığının nasıl bastırıldığını anlayamıyoruz. Biraz kapalı konuşmayı sever bizim aydınımız.

Aydınlarımız suçu ve çözüm için hareket geçmeyi genellikle dışsallaştırır, başkasından bekler, “Bu zemin kurulmadıkça ne Türkiye’de ne de İslam dünyasında sahici bir düşünebilme geleneği üretimi beklemek gerçekçi değildir” cümlesinde olduğu gibi. Yazarımız “zemin kurulmadıkça” diyor alışkanlıkla. Kim kuracak? Aydınlarımız yol gösterir, işi biz sıradan insanla mı yapacağız. Kendisinin yapma niyeti olsa herhalde cümleye “Biz bu zemini kurmadıkça…” diye başlayabilirdi.

Yazıda Muhammed el Cabiri’den de alıntı var. Cabiri (1936-2010) Faslı çağdaş bir düşünür. O da İslam dünyasındaki düşünme sorunundan şikayetçi. Eserlerinde burhana dayalı akıl dediği Aristo mantığına dayalı düşünce geleneğinin Arap dünyasında (Müslüman dünyada) mevcut olmamasının bugünkü geri kalmışlığımızın temel nedeni olduğunu ileri sürüyor. Bizimkilere benzer bir yaklaşım. Fakat Cabiri’nin bizim aydınlarımızdan bir farkı var- yazıda buna maalesef değinilmiyor. Cabiri  çözümü kendi geleneğimizden ve kendi düşünürlerimizde arıyor. Onun çizgisi temelde Aristo’cu olmakla birlikte bunalımdan çıkışı Kindi, Farabi, İbn Sina, İbn Bacce, İbn Haldun ve İbn Rüşd, Şatibi gibi düşünürleri inceleyerek, kendi kültür köklerinde arıyor. Bizde genellikle ihmal edilen bir yaklaşım. 

Doğrusu ben sorunun temeli konusunda Cabiri ile aynı fikirde değilim fakat onun çözümü kültür kökenlerinde arama yaklaşımını tamimiyle destekliyorum. Çünkü İslam dünyası Batı medeniyeti karşısındaki krizini aşacaksa bunu kendi medeniyetinin düşünce geleneğine yaslanarak yapacaktır. Böyle bir krizi Gazali ile aşma becerisini gösterebilmiştik. Şimdi ciddi bir aydın kadrosuyla bugün içine düştüğümüz düşünce krizini, köklerimize dayanarak, edindiğimiz tecrübelerden de yararlanarak yeniden aşmamız mümkün. 

Bu bir klişe değil. Çinliler de aynı şeyi yaptı. Bugün Batı medeniyeti karşısında Çin yeniden ayaktaysa bunu yirminci yüzyılın başındaki aydın kadrosuna borçludur ve özellikle de Konfüçyüsçü geleneğin ışığında Bolşevizmi Çin’e bir kurtuluş ideolojisi olarak tanıtan, Çin Komünist Partisi’nin kurucusu Li Dazhao’ya. 

Bizim düşünememe sorunumuz olduğuna katılmıyorum. Fakat düşünmeme sorunumuz olduğu muhakkak. 


Baki Alkaçar

10.02.2026 09:56:00


Kastamonu’da 9 öğrenci zehirlendi, işletme mühürlendi

Jandarma uyuşturucuya geçit vermiyor: 3 tutuklama

Dilovası’ndaki yangın davasında annenin sözleriyle salon buz kesti

Muş’ta horoz dövüşü yapan 23 kişiye ceza

Aydın’da uyuşturucu operasyonu: 1 tutuklama

Sentetik uyuşturucu ticaretine 15 yıl hapis

2 yaşındaki kayıp çocuk 10 saat sonra dağın zirvesinde bulundu

Gaziantep’te 36 adet sahte plaka ele geçirildi: 3 gözaltı

Uçurumdan düşen köpek 4 saatlik çalışmayla kurtarıldı

Çorum’da Puduhepa anısına görsel eserler sanatseverlerin beğenisine sunuldu

Kontrolden çıkan elektrikli araç otoparkı savaş alanına çevirdi

Zonguldak’ta patpat devrildi: 1 ölü, 1 ağır yaralı

Manisa’da diyabet hastalarının şeker ölçüm sensörleri Büyükşehir’den

Antakya’da alevlere teslim olan ev kullanılmaz hale geldi

Manisa’daki köpek saldırısı davasında tarihi karar

Yayalara yol vermeyen sürücülere ceza kesildi

Ortaokul öğrencisi akranını saçından tutup yere yatırdı, kafasına ayağıyla bastı