İran’dan Millî Takıma: Bitmeyen Kamplaşma

Ortadoğu’da gerilim yükseliyor, İran konuşuluyor. Ama Türkiye’de tartışmanın nereye evrildiğine bakınca insanın aklına şu soru geliyor: Biz gerçekten meseleyi mi konuşuyoruz, yoksa yine birbirimizi mi?

İran üzerinden başlayan tartışma birkaç saat içinde tanıdık bir hatta oturuyor:
Mezhep.

Kim Şii, kim Sünni, kim kimin yanında… Oysa ortada konuşulması gereken çok daha somut başlıklar var: bölgesel güvenlik, ekonomik etkiler, Türkiye’nin pozisyonu. Ama biz yine en kolay, en alışıldık yola sapıyoruz: kimlikler üzerinden saf tutmak.

Bu refleks artık o kadar yerleşmiş ki, konu ne olursa olsun sonuç değişmiyor.

Aynı şeyi futbolda da yaşıyoruz.

Türkiye, Dünya Kupası yolunda kritik bir süreçten geçiyor. Normal şartlarda konuşmamız gereken şey belli: oyun, performans, başarı ihtimali. Ama tartışma yine başka bir yere kayıyor:
“Senin takımından kaç oyuncu var?”

Millî takımın başarısı bile ortak bir sevinç üretmiyor. Çünkü başarıyı bile bölüştürüyoruz. Hatta daha da ileri gidip sahipleniyoruz:
“Bu başarı bizim oyuncular sayesinde.”

Sanki sahada 11 farklı kulüp oynuyor. Sanki o forma hepimize ait değil.

Burada durup şu gerçeği görmek gerekiyor:
Bu yalnızca futbol meselesi değil.

Türkiye’de artık hemen her konu, içeriğinden bağımsız olarak bir kamplaşma başlığına dönüşüyor. Dış politika mezhebe, ekonomi siyasete, spor kulüplere sıkışıyor. Tartışmanın kendisi değil, tarafı belirleyici oluyor.

Bu da bizi şu noktaya getiriyor:

Artık fikirler çarpışmıyor, kimlikler çarpışıyor.

Ve kimlikler çarpıştığında, kimse kimseyi ikna etmeye çalışmaz. Herkes sadece kendi tarafını güçlendirmeye çalışır. Böyle bir zeminde ortak akıl üretmek neredeyse imkânsız hale gelir.

Oysa bazı başlıklar vardır ki, onları konuşurken bu refleksi askıya almak gerekir.

Millî takım bunların en başında gelir. Çünkü orada mesele bir kulübün başarısı değil, bir ülkenin ortak duygusudur. Aynı şekilde dış politika da mezhep üzerinden okunamayacak kadar karmaşık ve çok katmanlıdır.

Ama biz, karmaşık olanı basitleştirmenin kolay yolunu seçiyoruz:
“Biz” ve “onlar.”

Belki de sorun tam olarak burada.

Çünkü “biz ve onlar” diye başladığınız her tartışma, eninde sonunda bir yere varmaz. Sadece daha fazla ayrışma üretir.

Bugün İran tartışmasında gördüğümüz de bu. Millî takım tartışmasında gördüğümüz de.

Konu değişiyor, refleks değişmiyor.

Ve biz, her yeni başlıkta aynı eski kavgayı vermeye devam ediyoruz.


Engin Demir

29.03.2026 12:01:00


Bilecik’te aranması olan 15 şahıs yakalandı

Alaşehir’de korkutan ev yangını

Kağıthane’de bahçe duvarı aracın üzerine devrildi

Gaziantep’te iki tır kafa kafaya çarpıştı: 1 ölü

Daire alevlere teslim oldu, 4 kişi dumandan etkilendi

Van’da gümrük kaçağı malzeme ele geçirildi

Ankara’da trafik kazası: 1 ölü

Hatay’da sahte isimle, sigortasız işlerde çalışarak 9 yıldır kaçan aranan şahıs JASAT operasyonuyla yakalandı

Alkollü ve ehliyetsiz sürücü dehşet saçtı: 2 yaralı

Kablo hırsızı suçüstü yakalandı

Şanlıurfa’da ruhsatsız silah operasyonu:2 gözaltı

Hatay’dan Gaziantep’e sağlık yolculuğu

Alanya’da balıkçı teknesi alabora oldu: 2 kişi yüzerek kurtuldu

Adana’da yağmur sele neden oldu

Tuzla’da seyir halindeki tır alevlere teslim oldu

Karaman’da iki otomobilin çarpışması kameraya yansıdı: 1 yaralı

Uçuruma yuvarlanan kamyonun sürücüsü öldü