Geçmişte kalan anılar
Türkiye 1980 yılı öncesi siyasi ve sosyal çalkantılar içindeydi.
Öğrenci hareketleri, tüm ülkeye yayılan grevler, kapanan fabrika ve üniversiteler, sağ-sol çatışmaları her gün acı haberlerin gelmesine neden oluyordu.
İktidarda Süleyman Demirel'in Başbakan olduğu, Alparslan Türkeş ve Necmettin Erbakan'ın Başbakan Yardımcılığını yaptığı MİLLİYETÇİ CEPHE hükümeti iş başında idi. Muhalefette ise Bülent Ecevit bulunuyordu.
Ülke yönetilmez bir durumdaydı. Hükümet 5 Haziran 1977 tarihinde genel seçimlerin yapılması için meclisten yetki almıştı.
Ancak seçim öncesi 1 Mayıs 1977 tarihindeki kanlı olayların önlenememesi nedeni ile Hükümet çok radikal kararlar almaya başladı.
Bu kararlardan en önemlisi ise dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Namık Kemal Ersun'u ve onunla çalışan 200 yakın subay ve komutanın emekli edilmesi ve ordudan uzaklaştırılmasıydı.
Bu emekli edilen subaylar çeşitli devrelerde Namık Kemal Ersun Paşa ile birlikte yakın çalışmaları ve "Paşa'nın adamları" damgasını yemeleridir.
Bu anı yazısının konusu olan yakın akrabam, tanıyanlar için örnek subay ve komutan olan Tümgeneral Kemal Yamak Paşa'nın da Namık Paşa ile Kara Harp Okulunda ve Özel Harp Dairesindeki görevleri esnasında yakın çalışmaları nedeniyle emekli edilecekler listesine o dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Semih Sancar tarafından listeye ilave edilmişti.
Ancak bu emekli listesi hükümet kararnamesi olarak imzaya açılması sırasında Başbakan Yardımcısı Alparslan Türkeş müdahale ederek "Listeden Tümgeneral Kemal Yamak'ı çıkarın kararnameyi imzalayayım" demesi ile Yamak Paşa emekli olmaktan kurtulmuş, ancak ordunun çok önemsemediği yerlerden biri olan Yurt İçi Bölge Komutanı olarak Kayseri'ye atanmıştır.
Yurt İçi Bölge Komutanlığı sulh zamanı kargaşa ve olayları önlemek, savaş ve vatanın işgal edilmesi halinde halk direnişini organize eden ve hazırlığını yapan bir görev olmakla birlikte nedense Silahlı Kuvvetlerde pasif komutanlık ve terfisi söz konusu olmayan kadroların atandığı bir görev yeri olarak nitelendiriliyordu.
Bu sıralarda Kara Kuvvetleri Komutanlığına hükümet tercihi olarak askeri sıralamada üçüncü sırada olan Org. Ali Fethi Esener'in atamasını Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'e sunmuş ancak teklif reddedilmişti. Askeri geleneklere göre Org. Adnan Ersöz'ün Kara Kuvvetleri Komutanı olarak atanmasını istemiştir.
Demirel hükümeti bu öneriyi kabul etmeyince her iki orgeneral de 30 Ağustos'ta yaş haddinden otomatikman emekli olmuşlardı.
Bu gelişmeler üzerine Kara Kuvvetleri Komutanlığına sırada bulunan Ege Ordu Komutanı Org. Kenan Evren 30 Ağustos 1977 tarihinde göreve getirilmiştir.
Bir yıl sonra Genelkurmay Başkanı Org. Semih Sancar'ın yaş haddinden emekli olmasından sonra Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Kenan Evren 30 Ağustos 1978 tarihinde Genelkurmay Başkanı olmuştur.
Ankara'da bu gelişmeler yaşanırken Kayseri'de görevine başlayan Kemal Yamak Paşa o tarihlerde çok önemli, hassas bölgelerde yaşanan Alevi-Sünni mezhep çalışmaları, sağ-sol ve yeni yeni gelişen terör olayları yaşanıyordu.
Ancak Kemal Paşa bu olaylara yabancı değildi. Özel Harp Dairesindeki görevleri, 1957 yılından itibaren Kıbrıs'a çıkarma yapılan tarihe kadar olayları yönlendiren ve planlayan bir kurmay subaydı.
Efsane Kıbrıs lideri Rauf Denktaş'la birlikte yürütülen "Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatı"nın kuruluşu ve geliştirilmesi konusunda çok derin askeri tecrübesi olan Londra-Zürih Kıbrıs görüşmelerinde askeri danışman olarak görev yapan birikimli ve deneyimli bir subaydı.
Tarihimizde Kayseri-Sivas ve diğer il ve ilçelerdeki iç kargaşa ve çatışmalar diye anılan bu olayları asker-polis iş birliği ile sonlandırmış ve gerginliği en aza indirmiştir.
Çok ilginçtir; çatışan tarafları kışkırtan ve teşvik eden bölge milletvekili ve senatörleri zorunlu karantinaya alarak onlara "Sizler ülkemiz için çok önemli insanlarsınız. Sizlerin kişisel emniyetiniz için bu zorunlu misafirliğe katlanacaksınız" diyerek dokunulmazlıklarına rağmen olaylar bastırılıncaya kadar Yamak Paşa'nın deyimi ile "Zorunlu Misafirlik" sürdürülmüştür.
Olayların önlenmesi, bölgede huzurun ve asayişin tekrar kurulması karşısında başta parlamenterler olmak üzere bölgenin sağduyulu halkı ve mahalli yöneticiler Yamak Paşa'ya karşı güven, saygı ve sevgilerini hiç eksik etmemişlerdir. Görev süresini tamamlayıp Kayseri'den ayrılınca kendisini sevgi ile yolcu etmişlerdir.
Bütün bunlar yaşanırken 1978 yılı ağustos ayı Yamak Paşa'nın Tümgenerallikten Korgeneralliğe terfisinin konuşulacağı dönemdir.
Ancak askeri yetkililerden hiç kimse terfi edeceğine sıcak bakmıyorlardı. Yamak Paşa ve ailesi de bu görevden sonra emekli olacağına inanmaya başlamıştı. Terfi edecek komutanlar için ilgili kuvvet yerinde inceleme ve değerlendirme yapılması için heyet gönderirlerdi. Bu heyet gelmemişti. Bu da gösteriyordu ki Kara Kuvvetleri Yamak Paşa'yı gözden çıkarmışlardı.
Her yıl ağustos ayının ilk haftasında toplanan Askeri Şura'dan önce basında ve ordu karargâhları ile Kum Şurası denilen yazlık kamplarda terfileri muhtemel olan generaller konuşulurken, bunların hiçbirinde Kemal Yamak Paşa'nın adı geçmiyordu. Temel neden; gözden düşmüş ve bir pasif görev olduğu kabul edilen Yurt İçi Bölge Komutanlığında görev verilmişti.
Ben o yıllarda İzmit-Yarımca Petro Kimya tesisinde görev yapıyordum. Kemal Paşa'nın emir subayı telefonla beni arayarak "Paşam sizinle görüşmek istiyor" dedi.
Hal hatır sormasından sonra Kayseri'ye gelmemi ve birlikte biraz zaman geçirmemizi istedi. Ben de "Eşimi de getireyim mi?" dedim. "Hayır, ortam müsait değil seni görmek ve sohbet etmek istiyorum" dedi. Kayseri'ye çarşamba akşamı ulaştım.
Cuma akşamı Kemal Paşa ile baş başa geç saatlere kadar sohbet ettik. Anlattığı anılar arasında Afganistan görevindeki deneyimlerini çok ilgi ile dinledim. O yıllarda bugünkü Afganistan'ı gözler önüne serdi. Kıbrıs ise başka bir ilginç alandı. Gece yarısını çok aşmıştık, "Hadi uyuyalım, yarın önemli bir gün ailemiz için" dedi.
Cumartesi sabahı herkes erkenden ayakta idi. Radyo devamlı açık ve telefonlara yakın kahvaltımızı yaptık. Kız kardeşi Pervin Abla kahve yapıp getirdi. Ben Türk kahvesini içememe rağmen günün hassasiyetine uyarak kahvemizi yudumladık. Saatlerce hiçbir telefon çalmadı ve gelen olmadı. Sadece Cahit Aral arayarak akşam yemeğine davet etti. Kemal Paşa teşekkür edip "Bu yemeği daha sonra yaparız, alacağımız olsun” dedi. Saatler öğlen 12'yi gösteriyordu. Evdeki herkes ve emir subayı nefesini tutmuş halde evde bir sessizlik hâkimdi.
Saat 12:37'de Kara Kuvvetlerine doğrudan doğruya bağlı telefon çaldı. Telefonun başında bulunan emir subayı "Komutanım sizi Kuvvet Komutanlık Kurmay Başkanı komutanım istiyor" dedi.
Yamak Paşa bir bilinmezliğe ağır adımlarla giderek "Emriniz Sayın Komutanım" dedi. Aralarındaki konuşma bitince teşekkür edip telefonu kapattı ve bizlere döndüğünde mutlu bir haberin olduğunu anladık. Kurmay Başkanı Yamak Paşa'ya: "Kara Kuvvetleri Komutanı bilmenizi istedi; şurada birinci sırada terfi ettiniz ve Korgeneral olarak Kıbrıs Barış Kuvvetleri Komutanlığına atandınız. Tebrik ederim Paşam" demiş.
Herkes sarılarak birbirini tebrik etti. Sonuç tek kelime ile onur taşıyan muhteşem bir terfi ve atama idi.
Şimdi kulaklar radyodan verilecek haberde idi. Saat 13:00 haberlerinde spiker birinci sırada Tümgeneral Kemal Yamak'ın Korgeneralliğe terfi ettiğini söyledi.
Uzun zamandır susan telefonlar tekrar çalmaya başladı. İki normal telefonun birisine kızı Semra'yı, diğer telefona da kızı Selma'yı cevap vermek için görevlendirdi. Telefonda söylenen şuydu:
"Ben kızıyım, babam Ankara ile irtibatla aradığınızı kendisine ileteceğim."
Zor günlerin dostu Cahit Aral ve eşinin lojmana davet edilmesini görevlilere söyledi.
Kayseri'den Ankara'ya gelince Kıbrıs'a hareket etmeden önce Kuvvet Komutanını ve Genelkurmay Başkanını ziyaret ederek bir emirleri olup olmadığını sormak bir gelenekti.
Bu ziyarette Genelkurmay Başkanı Kenan Evren Paşa: "Kemal Paşam göreve başladığım ilk gün seni Kayseri'den alarak, yanıma getirirdim. Ancak herkesin şunu bilmesini istedim ki, hangi yerde ve hangi görevde olunursa olunsun, terfiye layık görülen komutan terfi eder, fikrini göstermek istedim" diyerek Kıbrıs’ta hem asker komutan, hem de çok hassas bir diplomat görevi yapacaksın diyerek başarılar dilemiştir.
Bu onurlu terfi ve atamadan sonra Yamak Paşa uzun yıllar bir dantel gibi işlediği Kıbrıs’ına kavuştu ve iki yıl görev yaptı. Cumhurbaşkanı Rauf DENKTAŞ ile çok olumlu birliktelik yaşadı. Benim de KIBRIS'ı tanımam ve ilgi duymam o zamanda başladı.
Yamak Paşa Kıbrıs Barış Kuvvetleri Komutanlığından iki yıl sonra Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı, oradan Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanlığına, terfi ederek Orgeneral olarak Ege Ordu Komutanlığına, buradan Kara Kuvvetleri Komutanlığına atandı ve yaş haddinden emekli olarak askerlik hayatına veda etti.
Sedat Altunay
13.03.2026 09:34:00
-
1
Merkez Bankası yıl sonu enflasyon ve dolar tahminini güncelledi
-
2
Okullarda ara tatil bugün başlıyor
-
3
İBB davasında 4.gün
-
4
Merkez Bankası faiz kararını açıkladı
-
5
Halil Umut Meler'in penaltı kararına Alman basınından sert tepki
-
6
MSB'den İncirlik ve S-400 açıklaması
-
7
Meclis'te Özgür Özel, Bülent Arınç görüşmesi
-
8
Benzin ve motorine "Hürmüz" zammı!
-
9
ABD istihbaratından çarpıcı İran raporu: Rejimin çökme riski yok
-
10
Ziraat Türkiye Kupası'nda çeyrek final eşleşmeleri belli oldu
-
11
Emekliye bayram ikramiyesi ve maaş ödemelerinin tarihi netleşti
-
12
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bizim Sünnilik, Şiilik gibi bir dinimiz yok. Bizim tek dinimiz var, o da İslam"

