Düşünme krizleri, Çin örneği, Konfüçyüs ve Li Dazhao-2

Geçen hafta yazıyı Atatürk’ün sözleriyle bitirmiştim.

Atatürk 1923’te diyordu ki, “Halkı ne birinci usul (ikna) ile ne de tahakküm ve istibdat ile kendi hedefimize sürüklemeye muvaffak olamadığımızı görüyoruz… Bunda muvaffak olmak için münevver sınıfla halkın zihniyet ve hedefi arasında tabii bir intibak olmak lazımdır. Yani sınıf-ı münevverin halka telkin edeceği mefkureler, halkın ruh ve vicdanından alınmış olmalı.” 

İşte Çin’de 20. Yüzyılın başında olanlar da bir bakıma tam da budur; 

Konfüçyüsçülük Çin’de bir devlet dinidir. Ülke Batı’nın fiili ve düşünsel baskısı altında dağılmak üzereyken Konfüçyüs felsefesiyle yetişmiş bir aydın, Li Dazhao, Rusya’da ortaya çıkan Bolşevizmin adeta bir “devlet dini” rolünü üstleneceğini görmüş, teorik bir alt yapısı olmamasına rağmen Marksizmi Çin’e bir kurtuluş ideolojisi olarak sunmuştur. Li’nin dikkati ideolojinin bir kurtuluş reçetesi sunmaktan ziyade toplumun çok kritik bir zamanda eski düşünceyi terk ederken, dağılmadan, çözülmeden bir arada tutmak ve yeniden ayağa kalkabilmek için ona zaman kazandırmaktır. 

*

Son İmparator’un baş danışmanı Ku Hung Ming Konfüçyüsçülüğü ve Konfüçyüsçülüğün ortaya çıkışını şöyle anlatıyor[1] (ki bu Li Dazhao’nın kendi zamanında yaptıklarının anlamlandırılması açısından çok önemlidir);

“Konfüçyüs, Çin tarihinde genişleme dönemi olarak adlandırılan dönemde yaşadı, feodal çağ sona ermişti ve feodal yarı ataerkil toplumsal düzenin ve yönetim şeklinin genişletilip yeniden yapılandırılması gerekiyordu. Doğal olarak bu büyük dönüşüm yalnız dünya işlerinde değil insanların kafalarında da bir karışıklığa neden oldu…

İki bin beş yüz yıl önce Çin’de, bugün Avrupa’da ortaya çıkan, şu kafa ve yürek arasındaki çatışma patlak verdi. İnsanların kurmaya çalıştıkları yeni toplum ve uygarlık düzenindeki bu kafa ile yürek arasındaki çatışma, Çinlilerin hiçbir uygarlıktan hoşnut kalmamasına neden oldu, bu hoşnutsuzluğun yarattığı çöküntü ve umutsuzluk içinde Çinliler, her türlü uygarlığı devirip yıkmayı arzuladılar. Günümüz Avrupa’sındaki Tolstoy’a oldukça benzeyen, Lao-tzu gibi insanlar, kafa ve yürek arasındaki çatışmadan kaynaklanan bu sefalet ve acılar karşısında, toplumun ve uygarlığın hakiki doğasında ve oluşumunda kesinlikle yanlış olan bir şey bulunduğunu düşündüler. Lao-tzu ve müritleri içinde en mükemmeli olan Chuang-tzu, Çinlilere tüm uygarlığı bir kenara atmalarını önerdiler. Lao-tzu Çin halkına şöyle söylüyordu:

Sahip olduğunuz her şeyi bırakınız ve beni izleyiniz. Dağlarda, dağlardaki keşiş hücresinde, hakiki bir yaşam-yürek yaşamı, ölümsüzlük yaşamı-sürmek için beni izleyiniz.

… Konfüçyüs ise kötülüğün, toplum ve uygarlığın doğasında ve oluşumunda değil, ama toplum ve uygarlığın tuttuğu yanlış yolda, insanların toplum ve uygarlığı üzerine oturttuğu yanlış temelde olduğunu düşündü. Konfüçyüs Çinlilere uygarlıklarını dışlamamalarını öğütledi. Onlara doğru bir topluda, doğru bir uygarlıkta, insanların da doğru bir yaşam, yürek yaşamı sürebileceklerini söyledi. Gerçekten de Konfüçyüs yaşamı boyunca, toplum ve uygarlığı doğru yola sokmaya, onları doğru bir temele oturtmaya ve böylece uygarlığın yıkılmasını önlemeye çabaladı. Ama yaşamının son günlerinde bu yıkımı önleyemeyeceğini anladı. 

O zaman ne yaptı? Tıpkı yanmakta olan evinin başına yıkılmak üzere olduğunu anlayan ve binayı kurtaramayacağını, ama en azından sonradan yeniden inşa etmek için planları kurtarabileceğini anlayan bir mimar gibi Konfüçyüs de Çin uygarlığının yıkılmasını engelleyemeyeceğini anlayınca, bu uygarlığın planlarını kurtardı. Şimdi, onlar Çin İncil’inin Eski Ahit’inde-Wu Ching Beş Kanun adıyla bilinen Beş Klasik Kitap-korunuyorlar. Çin uygarlığının plan ve taslaklarını kurtarmak Konfüçyüs’ün Çin ulusuna yaptığı büyük bir hizmet oldu. 

… ama Konfüçyüs’ün Çin ulusuna yaptığı en önemli, en büyük hizmet bu değildir. Onun… yaptığı en büyük hizmet yeni bir birleşim yapması, bu uygarlığın planlarını yeniden yorumlaması ve böylece bu yeni bireşimde, Çin halkına, doğru bir devlet düşüncesi, doğru, akılcı, sürekli ve mutlak bir devletin temelini sunmasıdır. 

… Konfüçyüs, kendi getirdiği Devlet dininde, kendi zamanından önce var olan Aile dini dediğim(iz) şeye yeni bir boyut kattı… Konfüçyüs, soyluluk yasasına daha yeni, daha geniş ve daha anlaşılır bir uygulama getirdi. Yani kendi zamanından önce var olan Aile dini ya da Eski Ahit dini evlilik ayinini nasıl kurumlaştırdıysa, Konfüçyüs de soyluluk yasasını daha geniş biçime kendi devlet dinine uygulayarak yeni bir ayini kurumlaştırdı. Buna li, yani doğru davranış kuralları adını vermek yerine, ming fen ta yi adını verdi, ben bunu Büyük Onur ve Görev İlkesi ya da onur yasası diye çevirdim. Ve bu düzenleme sayesinde Konfüçyüs, Çin halkına daha önce sahip olduğu Aile dininin yerine bir Devlet dini vermiş oldu. 

Başka bir deyişle, kendisinden önceki Çin’de, nasıl ki Aile Dini bir evlilik sözleşmesi oluşturduysa, Konfüçyüs’ün bu Devlet Dini de bir bağlılık sözleşmesi oluşturdu. Aile dinindeki evlilik sözleşmesi uyarınca, nasıl ki kadın kocasına mutlak bir sadakatle bağlanmak zorunda idiyse, bunun gibi ming fen ta yi, ya da onur yasası denen bağlılık sözleşmesi uyarınca, Çin halkı da İmparatoruna, mutlak bir sadakatle bağlanmak zorundadır…

Bağlılık sözleşmesi kuralı… devlete istikrar ve süreklilik sağlamıştır, bu istikrar ve süreklilik olmasaydı insan toplumu ve uygarlık yıkılır, insanlar eski vahşi ya da hayvani yaşamlarına geri dönerdi… Konfüçyüs’ün Çin halkına yaptığı en büyük hizmet, ona doğru bir Devlet fikri,-doğru, mantıklı, sürekli ve mutlak bir devlet temeli vermiş olması, ve onlara bunu vererek bir din-, bir Devlet dini yaratmış olmasıdır. 

Konfüçyüs bu devlet dini öğretisini, hayatının iyice sonuna yaklaştığı günlerde yazdığı İlkbahar ve Sonbahar adını verdiği kitapta açıklamıştır… Könfüçyüs’ün ilahi sadakat görevini anlattığı bu kitap Çin ulusunun büyük şartnamesidir. Tüm Çin insanını ve Çin ulusunu İmparatora mutlak sadakatle bağlayan kutsal anlaşmayı, kutsal sözleşmeyi içerir ve bu anlaşma ya da ayin, bu onur yasası Çin’de yalnız hükümetin ya da devletin değil, ama aynı zamanda Çin uygarlığının da tek hakiki anayasasıdır. 

Çin İmparatorluğundaki her erkeğin, her kadının ve çocuğun uyması gereken bu imparatora karşı mutlak ilahi bağlılık görevi, … Çin halkının kafasında İmparatora mutlak, üstün, aşkın, sınırsız bir erk vermektedir. Ve imparatorun bu mutlak, üstün, aşkın sınırsız erkine inanmak, Çin halkına, halk kitlelerine, başka ülkelerde dindeki Tanrı’ya inanmanın insan kitlelerine verdiği güvenlik duygusunun aynısını verir. İmparatorun her şeye kadir olduğuna inanmak, ayrıca Çinlilerin kafasında devletin mutlak istikrar ve sürekliliğinin güvencesidir. Devletin bu istikrar ve sürekliliği toplumun sonsuza kadar ayakta kalacağının ve varlığının güvencesidir. Bu sonsuz kalıcılık ve süreklilik de Çinlilerin kafasında ırklarının ölümsüzlüğünün güvencesidir”. 

Ku Hung-Ming, özetle, Konfüçyüs’ün toplumsal sistemin temelden sarsıldığı bir dönemde, toplumun çözülmeye yüz tuttuğu bir dönemde, eski değerleri de içeren yeni bir toplumsal zemin oluşturduğunu, imparatorun şahsında devletin istikrar ve sürekliliğinin toplumun sonsuza kadar ayakta kalacağı ve varlığının güvencesi olduğu ilkesine dayanan yeni bir öğreti ortaya koyduğunu bunun da bir devlet dini olduğunu ifade etmektedir. Bu dinin kutsal kitapları da Konfüçyüs külliyatıdır. Yani Li Dazhao’nun yaşadığı 20. Yüzyılın sonunda imparatorluk memuru olmak isteyen her Çinli gencin girmek zorunda olduğu sınavın konusunu teşkil eden Konfüçyüs’ün Dört Kitabı ve Beş Klasik kitaptan oluşan külliyat. 

Li Dazhao’nun ilk dönem eğitim süreci dört yaşında Çin alfabesini öğrenmesiyle başlamış ve imparatorluk memuru olma yaşına gelinceye kadar yaklaşık on iki yıl kesintisiz devam etmiştir. 1905 yılında 16 yaşına geldiğinde İmparatorluk sınavlarına hazırdı. Konfüçyüs öğretisinin Dört Kitabı’na[2] ve Beş Klasik’lere[3]’ derin bir vukuf sağlamıştı. 430 binden fazla kaligrafik karakterin (Analects kitabından 11,705; Mencius kitabından 34,680; Değişiklikler Kitabı’ndan 24,107 Dokümanlar Kitabı’ndan 25,700, Şiirler Kitabı’ndan 39,234 Ayinler Kitabı’ndan 99,010; İlkbahar ve Sonbahar Yıllıkları ‘ndan196,845) birçoğunu ezberlemişti[4].  Ancak bir önceki yıl başlatılan eğitim reformu çerçevesinde 1905 yılında sınav sistemi yurtiçinde okuyan öğrencilere kapanıp bu hak sadece yurtdışında okuyan öğrencilere tanınınca[5] sınavlara giremese de aldığı Konfüçyüsçü eğitim onun zihin dünyasını şekillendirmiştir ve yaşadığı sürece etkisi altına almıştır. 

 

Li Dazhao     

(1989-1927)

Li’nin yaşadığı dönem, Çin’in Batılı ülkelerin ve Japonya’nın işgali altında olduğu, toplumsal çalkantının had safhaya çıktığı, imparatorluğun lağv edilerek cumhuriyet rejiminin kurulduğu ve hemen arkasından onun da lağv edilip askeri diktatöryaya dönüştüğü, toplumsal değerlerin çözüldüğü, Konfüçyüsçülüğün toplumu geri bıraktığı gerekçesiyle kıyasıya eleştirildiği, Batıclılğın ve milliyetçiliğin ön plana çıktığı çok çalkantılı bir dönemdir. Gelenek terk edilmekte fakat yerine neyin konulacağı bilinmemektedir. Ülkenin bir bölümü işgal altındadır ve merkezde siyasi ortam kaotiktir. Ve Li Dazhao “yıkılan evin planlarını kurtarmaya çalışmaktadır”. Tıpkı, Konfüçyüs gibi. 
 

[1] Ku Hung-Ming, Çin Halkının Zihniyeti, Doğu Batı Yayınları, Ekim 2013.

[2] Konfüçyüs'ün Konuşmaları (Analects) , Mensiyüs'ün Kitabı (Mencius), Büyük Bilgi (Great Learning) ve Orta Yol Doktrini (Doctrine of the Mean).

[3] Dokümanlar Kitabı (Book of Documents), Şiirler (Classics of Poetry), Değişiklikler Kitabı (Book of Changes), Ayinler Kitabı (Book of Rites) ve İlkbahar ve Sonbahar Yıllıkları (Spring and Autumn Annals).

[4] Murat Kaçer, Çin Bürokrasi Sınavları: Patrimonyal Bürokraside Rasyonel Bir Gelenek, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 3, sayı 2, 2017, s.153-154, https://dergipark.org.tr/tr/pub/aicusbed/issue/31597/337296

[5]Y.C. Wang, Intellectuals and Society in China 1860-1949, Comparative Studies in Society and History, Vol. 3, No. 4 (Jul., 1961), pp. 395-426 Published by: Cambridge University Press Stable, http://www.jstor.org/stable/177661 . 


Baki Alkaçar

3.03.2026 09:24:00


ABD ordusu:" İran’a ait çok sayıda askeri hedef imha edildi"

Arnavutköy’de seyir halindeki VIP taksi alev alev yandı

Gaziantep’te 800 bin TL değerinde kaçak nargile malzemeleri ele geçirildi

Kütahya’da aranan 114 şahıs yakalandı

Gazipaşa’da takla atan otomobildeki 4 kişi yaralandı

Siirt’te akaryakıt istasyonunda çıkan yangında faciadan dönüldü

Devrilen beton mikserinin sürücüsü hayatını kaybetti

Mersin’de uyuşturucu operasyonu: 10,5 kilo bonzai ele geçirildi

Kızılay’dan Darende’de kan bağışı kampanyası

Eminönü’nde tramvay raydan çıktı

Adana’da ilginç hırsızlık: Gasilhaneden kefen çaldılar

Karaman’da yolcu otobüsüyle motokurye çarpıştı: 1 yaralı

Bayburt’ta öğrencilere sağlıklı beslenme eğitimi verildi

Dünya meydanlarında bir ’Efe’: Ege’nin zeybeğini Avrupa’ya taşıdı

Bu çocuğun kulakları radar kadar hassas

Beşiktaş’ta metruk bina park halindeki aracın üzerine çöktü

Baygın halde bulunan 90 yaşındaki yatalak kadını ’Su’ isteyişi kurtardı