"Bebeklere yeni besinler 2-3 gün arayla sabahları verilmeli"
"Bebeklere yeni besinler 2-3 gün arayla sabahları verilmeli"
Bebeklerde ek gıdaya geçiş sürecinin, bebek için önemli bir gelişim basamağı olduğunu söyleyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Kadir Kılıç, "Bebeğe yeni besinler tek tek ve 2-3 gün arayla tanıtılmalı, küçük miktarlarda başlanmalı, sabah saatlerinde verilerek gün içinde gözlem yapılmalı, ailede ciddi alerji öyküsü varsa önce çocuk doktoruna danışılmalıdır" dedi.
Bebeklerde ek gıdaya geçiş sürecinin, yalnızca bebeğin ne kadar yediği ile ilgili değil; aynı zamanda bebeğin yemekle kurduğu ilişkinin temelinin atıldığı bir dönem olduğunu ifade eden Medical Park İstanbul Onkoloji Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Kadir Kılıç, bebeğin aile sofrasına katılımının teşvik edilmesi, karşılaştırma yapılmaması ve her bebeğin bireysel gelişim hızı olduğunun unutulmaması gerektiğini işaret etti.
’’Bebekte anne babanın yediğine özenme olur’’
Ek gıdaya geçiş döneminde çocuklarda yetişkin gıdalarına özenme, anne ve babanın yediği gıdayı tatma arzusu olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Kadir Kılıç, "Çoğu anne ve baba, bu durumu ‘yerken ağzıma bakıyor, dayanamayıp tattırıyoruz’ şeklinde ifade eder. Bebeğin bu aylarda gösterdiği tepki, merak ve her şeyi ağzına götürme isteği ile ilgilidir. Bu dönem yalnızca beslenmenin çeşitlenmesi değil; aynı zamanda bebeğin farklı tat ve dokularla tanıştığı, kendi yeme becerilerini geliştirdiği ve aile sofrasına adım attığı bir öğrenme sürecidir" ifadelerini kullandı.
Ek gıdaya ne zaman başlanmalı?
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Amerikan Pediatri Akademisi’nin (AAP) ilk 6 ay yalnızca anne sütü verilmesini, 6. aydan itibaren ise uygun tamamlayıcı besinlere başlanmasını önerdiğini, ancak takvim yaşı kadar gelişimsel hazır oluşun da önemli olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Kılıç, "Baş ve boyun kontrolünün sağlanmış olması, destekli oturabilme, dil itme refleksinin azalması, yemeğe ilgi gösterme ve kaşığa uzanma, besinleri ağza götürme davranışının artması bebeğin hazır olduğunu gösteren belirtilerdir. Bu belirtiler genellikle 6’ncı ay civarında belirginleşir" şeklinde konuştu.
Ek gıdaya geçişte önerilen ve uzak durulması gerekenler
Uzm. Dr. Kılıç, ek gıdaya başlarken hangi yiyeceklerin önerildiğini ve hangilerinden kaçınılması gerektiğini şöyle sıraladı:
"Başlangıçta önerilen besinler: Yoğurt, sebze püreleri (kabak, havuç, patates), meyve püreleri (elma, armut), tam tahıllı ev yapımı karışımlar, 6. aydan sonra demir ihtiyacı arttığı için demirden zengin besinlere erken dönemde yer verilmesi önemlidir.
Başlangıçta kaçınılması gerekenler: Tuz ve şeker eklenmiş gıdalar, bal (1 yaş öncesi botulizm riski nedeniyle), işlenmiş gıdalar, inek sütü (1 yaş öncesi içecek olarak önerilmez), boğulma riski taşıyan sert ve yuvarlak besinler, yumurta beyazı (alerji riski nedeniyle)."
Alerji riskine karşı uyarılar
Güncel verilerin alerjen besinlerin geç verilmesinin koruyucu olmadığını gösterdiğini belirten Uzm. Dr. Kılıç, "Uygun zamanda ve kontrollü tanıştırmanın tolerans gelişimine katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Yeni besinler tek tek ve 2-3 gün arayla tanıtılmalı, küçük miktarlarda başlanmalı, sabah saatlerinde verilerek gün içinde gözlem yapılmalı, ailede ciddi alerji öyküsü varsa önce çocuk doktoruna danışılmalıdır" dedi.
Yumurta, yoğurt ve balık ile nasıl tanıştırılmalı?
Uzm. Dr. Kılıç, yumurta, yoğurt ve balık gibi alerjen potansiyeli olan besinlerin ne zaman verilmesi gerektiği hakkında ise şunları söyledi:
"Yumurta beyazı oldukça alerjen olma riski nedeniyle ilk 1 yaşta önerilmez. Yumurta sarısına ise 6. aydan itibaren iyi pişmiş olarak başlanabilir. Küçük miktarda denenmeli ve gözlem yapılmalıdır. Yumurta sarısına iyi pişmiş şekilde ve fındık kadar başlanıp, çeyrek, yarım 4-5 günde giderek artırılarak tam bir yumurta sarısına erişilince yanına peynir eklenmesi önerilir. Ancak karıştırarak değil, aynı öğünde tabakta peynir ve yumurta olacak şekilde yarım kibrit kutusu kadar ya labne veya tuzsuz beyaz peynir olabilir. Bunları yedirmek tek başına zor olacağından tahıllı kaşık maması hazırlayıp yumurta ve peynirin rahat bir şekilde boğazından geçmesi için aynı öğünde karıştırmadan verilebilir. Yoğurda 6. aydan itibaren başlanabilir. Balık ise 7- 8. ay aralığında uygun şekilde hazırlanarak verilebilir. İyi pişmiş, kılçıkları ayrılmış, ilk denemede küçük miktarlarda başlanıp, haftada 1 kez vermek yeterlidir. Kızartma şeklinde verilmesi önerilmez. Erken dönemde balık tüketiminin alerji riskini artırdığına dair güçlü kanıt bulunmamaktadır."
’’Bebeklerde öncelik küçük ve kısa ömürlü balıklar olmalı’’
Balığın kaliteli protein ve özellikle beyin gelişimi açısından değerli bir besin olduğunu ancak seçimin de önemli olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Kılıç, "Bebeklerde öncelik küçük ve kısa ömürlü balıklar olmalıdır. Bu balıklar ağır metal ve özellikle cıva birikimi açısından daha güvenlidir. Önerilen balıklar hamsi, istavrit, mezgit, somon olabilir. Uzun ömürlü ve besin zincirinin üst basamağında yer alan büyük balıklar daha fazla cıva biriktirebilir. Kılıç balığı, kalkan ve konservede satılan balıklar önerilmez. Belirleyici olan balığın tatlı ya da tuzlu su balığı olması değil; küçük olması, güvenilir kaynaktan temin edilmesi, mevsiminde tüketilmesidir. Deniz balıkları genellikle DHA, EPA, Omega-3 açısından daha zengindir. Tatlı su balıkları verilecekse üretim koşullarının güvenilirliği önemlidir" dedi.
Ek gıdaya geçişte en sık yapılan hatalar
Uzm. Dr. Kılıç, ek gıdaya geçişte en sık yapılan hataları şöyle anlattı:
"4’üncü aydan önce başlamak: Sindirim sistemi ve böbrekler 6’ncı aydan önce tamamlayıcı besinlere tam hazır değildir. Erken başlamak alerji riskini azaltmaz; aksine gereksiz sindirim sorunlarına yol açabilir.
7-8’inci aydan sonra geciktirmek: Geç başlamak demir eksikliği riskini artırabilir. Ayrıca bebeğin farklı dokulara alışmasını zorlaştırarak ilerleyen aylarda seçici yeme davranışına zemin hazırlayabilir.
Pütürlü gıdalara geçişi geciktirmek: Uzun süre sadece püre verilmesi çiğneme becerisinin gelişimini olumsuz etkileyebilir. 8-9’uncu aydan sonra uygun kıvam artışı sağlanmazsa ileride besin reddi daha sık görülebilir.
Israrcı ve baskıcı besleme: ‘Bir kaşık daha’ ısrarı bebeğin açlık-tokluk sinyallerini bastırır. Bu durum uzun vadede olumsuz yeme davranışlarına ve yemek saatlerinde stres oluşmasına neden olabilir.
Ekran karşısında yedirmek: Dikkat dağınıklığı nedeniyle bebek kendi tokluk sinyallerini fark edemez. Ayrıca yemek, sosyal bir öğrenme deneyimi olmaktan çıkar.
Besini ödül veya ceza aracı olarak kullanmak: ‘Sebzeni yersen tatlı var’ yaklaşımı, besinler arasında hiyerarşi oluşturur. Bu durum uzun vadede sağlıksız besinlere yönelimi artırabilir."
Bebeklerde ek gıdaya geçiş sürecinin, yalnızca bebeğin ne kadar yediği ile ilgili değil; aynı zamanda bebeğin yemekle kurduğu ilişkinin temelinin atıldığı bir dönem olduğunu ifade eden Medical Park İstanbul Onkoloji Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Kadir Kılıç, bebeğin aile sofrasına katılımının teşvik edilmesi, karşılaştırma yapılmaması ve her bebeğin bireysel gelişim hızı olduğunun unutulmaması gerektiğini işaret etti.
’’Bebekte anne babanın yediğine özenme olur’’
Ek gıdaya geçiş döneminde çocuklarda yetişkin gıdalarına özenme, anne ve babanın yediği gıdayı tatma arzusu olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Kadir Kılıç, "Çoğu anne ve baba, bu durumu ‘yerken ağzıma bakıyor, dayanamayıp tattırıyoruz’ şeklinde ifade eder. Bebeğin bu aylarda gösterdiği tepki, merak ve her şeyi ağzına götürme isteği ile ilgilidir. Bu dönem yalnızca beslenmenin çeşitlenmesi değil; aynı zamanda bebeğin farklı tat ve dokularla tanıştığı, kendi yeme becerilerini geliştirdiği ve aile sofrasına adım attığı bir öğrenme sürecidir" ifadelerini kullandı.
Ek gıdaya ne zaman başlanmalı?
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Amerikan Pediatri Akademisi’nin (AAP) ilk 6 ay yalnızca anne sütü verilmesini, 6. aydan itibaren ise uygun tamamlayıcı besinlere başlanmasını önerdiğini, ancak takvim yaşı kadar gelişimsel hazır oluşun da önemli olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Kılıç, "Baş ve boyun kontrolünün sağlanmış olması, destekli oturabilme, dil itme refleksinin azalması, yemeğe ilgi gösterme ve kaşığa uzanma, besinleri ağza götürme davranışının artması bebeğin hazır olduğunu gösteren belirtilerdir. Bu belirtiler genellikle 6’ncı ay civarında belirginleşir" şeklinde konuştu.
Ek gıdaya geçişte önerilen ve uzak durulması gerekenler
Uzm. Dr. Kılıç, ek gıdaya başlarken hangi yiyeceklerin önerildiğini ve hangilerinden kaçınılması gerektiğini şöyle sıraladı:
"Başlangıçta önerilen besinler: Yoğurt, sebze püreleri (kabak, havuç, patates), meyve püreleri (elma, armut), tam tahıllı ev yapımı karışımlar, 6. aydan sonra demir ihtiyacı arttığı için demirden zengin besinlere erken dönemde yer verilmesi önemlidir.
Başlangıçta kaçınılması gerekenler: Tuz ve şeker eklenmiş gıdalar, bal (1 yaş öncesi botulizm riski nedeniyle), işlenmiş gıdalar, inek sütü (1 yaş öncesi içecek olarak önerilmez), boğulma riski taşıyan sert ve yuvarlak besinler, yumurta beyazı (alerji riski nedeniyle)."
Alerji riskine karşı uyarılar
Güncel verilerin alerjen besinlerin geç verilmesinin koruyucu olmadığını gösterdiğini belirten Uzm. Dr. Kılıç, "Uygun zamanda ve kontrollü tanıştırmanın tolerans gelişimine katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Yeni besinler tek tek ve 2-3 gün arayla tanıtılmalı, küçük miktarlarda başlanmalı, sabah saatlerinde verilerek gün içinde gözlem yapılmalı, ailede ciddi alerji öyküsü varsa önce çocuk doktoruna danışılmalıdır" dedi.
Yumurta, yoğurt ve balık ile nasıl tanıştırılmalı?
Uzm. Dr. Kılıç, yumurta, yoğurt ve balık gibi alerjen potansiyeli olan besinlerin ne zaman verilmesi gerektiği hakkında ise şunları söyledi:
"Yumurta beyazı oldukça alerjen olma riski nedeniyle ilk 1 yaşta önerilmez. Yumurta sarısına ise 6. aydan itibaren iyi pişmiş olarak başlanabilir. Küçük miktarda denenmeli ve gözlem yapılmalıdır. Yumurta sarısına iyi pişmiş şekilde ve fındık kadar başlanıp, çeyrek, yarım 4-5 günde giderek artırılarak tam bir yumurta sarısına erişilince yanına peynir eklenmesi önerilir. Ancak karıştırarak değil, aynı öğünde tabakta peynir ve yumurta olacak şekilde yarım kibrit kutusu kadar ya labne veya tuzsuz beyaz peynir olabilir. Bunları yedirmek tek başına zor olacağından tahıllı kaşık maması hazırlayıp yumurta ve peynirin rahat bir şekilde boğazından geçmesi için aynı öğünde karıştırmadan verilebilir. Yoğurda 6. aydan itibaren başlanabilir. Balık ise 7- 8. ay aralığında uygun şekilde hazırlanarak verilebilir. İyi pişmiş, kılçıkları ayrılmış, ilk denemede küçük miktarlarda başlanıp, haftada 1 kez vermek yeterlidir. Kızartma şeklinde verilmesi önerilmez. Erken dönemde balık tüketiminin alerji riskini artırdığına dair güçlü kanıt bulunmamaktadır."
’’Bebeklerde öncelik küçük ve kısa ömürlü balıklar olmalı’’
Balığın kaliteli protein ve özellikle beyin gelişimi açısından değerli bir besin olduğunu ancak seçimin de önemli olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Kılıç, "Bebeklerde öncelik küçük ve kısa ömürlü balıklar olmalıdır. Bu balıklar ağır metal ve özellikle cıva birikimi açısından daha güvenlidir. Önerilen balıklar hamsi, istavrit, mezgit, somon olabilir. Uzun ömürlü ve besin zincirinin üst basamağında yer alan büyük balıklar daha fazla cıva biriktirebilir. Kılıç balığı, kalkan ve konservede satılan balıklar önerilmez. Belirleyici olan balığın tatlı ya da tuzlu su balığı olması değil; küçük olması, güvenilir kaynaktan temin edilmesi, mevsiminde tüketilmesidir. Deniz balıkları genellikle DHA, EPA, Omega-3 açısından daha zengindir. Tatlı su balıkları verilecekse üretim koşullarının güvenilirliği önemlidir" dedi.
Ek gıdaya geçişte en sık yapılan hatalar
Uzm. Dr. Kılıç, ek gıdaya geçişte en sık yapılan hataları şöyle anlattı:
"4’üncü aydan önce başlamak: Sindirim sistemi ve böbrekler 6’ncı aydan önce tamamlayıcı besinlere tam hazır değildir. Erken başlamak alerji riskini azaltmaz; aksine gereksiz sindirim sorunlarına yol açabilir.
7-8’inci aydan sonra geciktirmek: Geç başlamak demir eksikliği riskini artırabilir. Ayrıca bebeğin farklı dokulara alışmasını zorlaştırarak ilerleyen aylarda seçici yeme davranışına zemin hazırlayabilir.
Pütürlü gıdalara geçişi geciktirmek: Uzun süre sadece püre verilmesi çiğneme becerisinin gelişimini olumsuz etkileyebilir. 8-9’uncu aydan sonra uygun kıvam artışı sağlanmazsa ileride besin reddi daha sık görülebilir.
Israrcı ve baskıcı besleme: ‘Bir kaşık daha’ ısrarı bebeğin açlık-tokluk sinyallerini bastırır. Bu durum uzun vadede olumsuz yeme davranışlarına ve yemek saatlerinde stres oluşmasına neden olabilir.
Ekran karşısında yedirmek: Dikkat dağınıklığı nedeniyle bebek kendi tokluk sinyallerini fark edemez. Ayrıca yemek, sosyal bir öğrenme deneyimi olmaktan çıkar.
Besini ödül veya ceza aracı olarak kullanmak: ‘Sebzeni yersen tatlı var’ yaklaşımı, besinler arasında hiyerarşi oluşturur. Bu durum uzun vadede sağlıksız besinlere yönelimi artırabilir."
Anahtar Kelimeler:
"bebeklere
yeni
besinler
2-3
gün
arayla
sabahları
verilmeli"
Malatya’da pompalı tüfekli saldırı: 1 yaralı
Makas atan otomobille birlikte iki araç dereye uçt...
Niğde’de gölete düşen 16 yaşındaki çocuk hayatını ...
Şanlıurfa’da evinde silahlı saldırıya uğrayan 70 y...
Elazığ’da geniş kapsamlı trafik denetimi
Film sahnelerini aratmayan kovalamaca polis kamera...
Bolu’da kontrolden çıkan otomobil takla attı: 2 ya...
Ankara İl Emniyet Müdürlüğü’nden 27 Haziran’da tra...
Otomobilin çarptığı ayı yaralandı
Fuhuş çetesine darbe: 18 kadın kurtarıldı, 14 tutu...
Osmaniye’de gıda zehirlenmesi şüphesiyle 53 kişi h...
Kayseri 3 ayrı suçtan 22 yıl kesinleşmiş hapis cez...
Vali yardımcısının veda yemeğine yoğun katılım
Samsun merkezli 7 ilde yasa dışı operasyonunda tut...
Ev yaptıkları arsa sahibini bıçakla yaralayan 2 mü...
Ankara’da 9 ton bozuk süt ve süt ürünü ele geçiril...
Uşak’ta motosiklet kamyona arkadan çarptı: 1 ölü
"Eskil Tuz Gölü Uluslararası Kültür Festivali" 25 ...
Söke’de trafik kazası: 1 yaralı
Kayseri’de 72 yaşındaki bir kadın intihar etti
Edremit’te Antandros 2. Antik Fest başladı
Çaldıran’da trafik kazası: 3 yaralı
Minibüsüyle baraj göletine düştü, yara almadan kur...
Ankara 2 No’lu Barosu Başkan Adayı Avukat Doğan ol...
Plastik kasa fabrikasında korkutan yangın
Trafik tartışmasında emekli öğretmenin ölümüne ili...
Bingöl’de iki otomobil çarpıştı: 2 kişi yaralandı
Aydın-Denizli otoyolunda feci kaza: 1’i ağır 20 ya...
Başsavcı Kılıç ve adliyeden ayrılan yargı mensupla...
Usta oyuncu Kadir İnanır hayatını kaybetti
Bingöl’de uyuşturucu taciri tutuklandı
Niğde’de havai fişek fabrikasındaki patlamada 1 ki...
Kayıp dosyası suç örgütüne uzandı: 7 tutuklama
Lapseki’de kaçakçılık operasyonu
Balıkesir’deki orman yangını kontrol altına alındı...
Sivas’ta 4 araçlı zincirleme kaza: 1 yaralı
Gaziantep’te kesinleşmiş cezayla aranan 2 şahıs ya...
Adliye önünde cinayetle biten husumetin duruşması ...
Erbaa’da koyun çiçek hastalığı nedeniyle hayvan pa...
Niğde’de havai fişek fabrikasında patlama: Yaralıl...
Alanya’da kaçak alkol operasyonu: Bin litre kaçak ...
Serik’te hortum paniği: Üzerine tente devrilen vat...
Kırşehir’de kaçak alkol üretimine jandarma operasy...
Aksu Belediyesi’nden aşure ikramı
Yangının ortasında kalan kaplumbağayı suyla serinl...
Selendi emniyeti vatandaşları tek tek uyardı
Aksu’daki orman yangını kontrol altına alındı, 10 ...
Kontrolden çıkan otomobil meyve bahçesine uçtu: 4 ...
Efeler’de uyuşturucu operasyonu
Tekne gezisinde rahatsızlanan vatandaşa tıbbi tahl...
ALBET Şakran Tiyatro Topluluğu çocuk oyunlarıyla i...
Su alan yangın söndürme uçağı olumsuz hava şartlar...
Aydın’da uyuşturucu operasyonu: 89 şüpheliye eş za...
16 yaşındaki sürücü kazada yaralandı
Başsavcı Kılıç’a özel öğrencilerden duygulandıran ...
Hatimle pişirilen aşureler vatandaşlara dağıtıldı
Denizli kültürlerin buluşmasına ev sahipliği yapac...
Samsun’da Piyano Şenliği yapılacak
Serik’te hortum paniği: Tente müşterilerin üzerine...
Malatya’da saman yüklü tır alev alev yandı
Balcalı Hastanesinde çalışan sağlık çalışanları 3 ...
Oltu’da aşure coşkusu
Çin’de küçük uçak 108 katlı gökdelene çarptı
Eskişehir’de doğru kalp masajı tekniği uygulamalı ...
Hisarcık Şehitler Mahallesi’nde gözleme hayrı ve a...
Hisarcık İlçe Müftülüğü’nden aşure ikramı
Marketin kapısını kırıp içeri giren çocuklar, mark...
34.9° / 22.3°

