Tarih: 08.01.2026 12:45
Psikolog uyardı: "Akran zorbalığına karşı toplumsal iş birliği şart"
Akran zorbalığının yalnızca çocuklar arasındaki basit bir tartışma değil, kalıcı psikolojik ve sosyal sonuçlara yol açabilen ciddi bir sorun olduğunu belirten Psikolog Anıl Özcan, "Akran zorbalığı sadece okul sınırları içinde yaşanan bir problem değildir. Toplumu ilgilendiren, birçok aktörün birlikte çözüm geliştirmesi gereken bir konudur. Sorunu erken fark etmek ve birlikte doğru adımlar atmak, çocuklarımızı korumanın en etkili yoludur" dedi.
Akran zorbalığının, bir çocuğun kendisinden fiziksel veya sosyal olarak daha güçsüz gördüğü bir akranına kasıtlı, sürekli zarar verme, tehdit etme ya da dışlama davranışlarıyla ortaya çıktığını belirten VM Medical Park Samsun Hastanesi'nden Psikolog Anıl Özcan, son yıllarda özellikle okullarda vakaların arttığını söyledi. Psk. Özcan, akran zorbalığının "çocukların kendi aralarında çözeceği bir mesele" olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak, bunun çok boyutlu bir sorun olduğuna dikkat çekti.
"Zorbalık yaş grubuna göre farklı şekillerde görülüyor"
Erken çocukluk döneminde (3-6 yaş) zorbalığın daha çok fiziksel davranışlarla ortaya çıktığını dile getiren Özcan, "Bu dönemde itme, vurma gibi davranışlar sık görülür. Sosyal becerileri henüz gelişmediği için zorbalığa maruz kalan çocuklarda güven kaybı yaşanabilir. İsim takma, dışlama ve alay etme gibi davranışlar yaygınlaşır. Bu durum çocukların özgüvenini zedeler, akademik başarılarını olumsuz etkiler" diye konuştu.
Ortaokul döneminde (12–15 yaş) zorbalığın daha karmaşık bir hâl aldığını kaydeden Özcan, "Bu yaşlarda sosyal medyanın etkisi artar, siber zorbalık sıklaşır. Çocuklarda anksiyete, depresyon ve sosyal izolasyon gibi psikolojik sonuçlar görülebilir. Bu dönemde maruz kalınan zorbalık, düşük özsaygı, ilişkilerde bozulmalar ve hatta intihar düşüncelerine kadar uzanan uzun vadeli etkiler bırakabilir" şeklinde konuştu.
"Aile içi iletişim ve okul ortamı belirleyici rol oynuyor"
Ailelerin çocuklara model olduğuna değinen Psk. Özcan, "Evde kullanılan iletişim dili çocukların dış dünyadaki davranışlarını şekillendirir. Bağırma, cezalandırıcı tutum ya da aşırı serbestlik dışa yansıyan davranışları belirler. Yetişkinlerin problem çözme biçimi çocuk tarafından taklit edilir. Okullardaki koşullar da zorbalık üzerinde etkilidir. Kalabalık sınıflar, öğretmenlerin her öğrenciyle yeterince ilgilenememesi ve disiplin kurallarının net olmaması zorbalığı artırır. Ayrıca sosyal medya nedeniyle çocuklar okul dışında da baskı altında kalabilir" ifadelerini kullandı.
"Zorbalığı önlemede aile ve okulların iş birliği şart"
Akran zorbalığının psikolojik, sosyal ve akademik açıdan kalıcı etkiler bırakabildiğini hatırlatan Özcan, ailelere şu önerilerde bulundu:
"Çocuklarınızla düzenli ve açık iletişim kurun. Onları yargılamadan dinleyin. Empati gelişimini destekleyin. Sosyal medya kullanımını yakından takip edin."
Psk. Özcan, okullar için ise rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi, öğretmenlere zorbalık farkındalık eğitimleri verilmesi ve net okul kuralları oluşturulması gerektiğini belirterek, "Akran zorbalığı sadece okul sınırları içinde yaşanan bir problem değildir. Toplumu ilgilendiren, birçok aktörün birlikte çözüm geliştirmesi gereken bir konudur. Sorunu erken fark etmek ve birlikte doğru adımlar atmak, çocuklarımızı korumanın en etkili yoludur" açıklamasında bulundu.
Orjinal Habere Git
— HABER SONU —