İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney, başkent Tahran'da Tebriz halkıyla bir araya geldiği programda gündeme dair kritik açıklamalarda bulundu.
Konuşmasında doğrudan Washington yönetimini hedef alan Hamaney; nükleer program, savunma sanayisi ve küresel siyaset üzerinden sert mesajlar verdi.
ABD'nin "çöküş sürecinde" olduğunu savunan Hamaney, savunma kapasitelerine yönelik eleştirilere de kapıyı kapattı.
"Savunma programımız kimseyi ilgilendirmez"
ABD'nin İran'ın füze programına müdahale etme çabalarını "mantıksızlık" olarak nitelendiren Hamaney, caydırıcı güce sahip olmayan ülkelerin ezilmeye mahkum olduğunu söyledi. Hamaney, "Füze meselesi tamamen İran milletinin kendi meselesidir. Hangi menzilde veya türde silaha sahip olacağımız dış güçleri ilgilendiren bir konu değildir" dedi.
Nükleer teknoloji ve müzakere eleştirisi
Nükleer enerjinin tıp, tarım ve enerji gibi alanlarda kullanımının milli bir hak olduğunun altını çizen İran Dini Lideri, Batı'nın müzakere yaklaşımını "aptalca" olarak tanımladı. Müzakere masasına oturmadan sonucun dayatılmasını kabul etmeyeceklerini belirten Hamaney, "Bize müzakere diyorlar ama baştan nükleer haklarımızdan vazgeçmemizi şart koşuyorlar. Sonucu baştan belirlenmiş bir görüşme çıkmaz sokaktır" ifadelerini kullandı.
"Uçak gemisini denize gömecek gücümüz var"
ABD'nin bölgedeki askeri varlığına ve uçak gemisi sevkiyatlarına değinen Hamaney, İran'ın savunma gücüne olan güvenini şu sözlerle dile getirdi:
"Sürekli uçak gemisi göndermekle tehdit ediyorlar. Uçak gemisi tehlikeli bir araç olabilir ancak ondan çok daha tehlikeli olan, o gemiyi denizin dibine gönderecek silahtır. Dünyanın en güçlü ordusu bile bazen öyle bir tokat yer ki yerinden kalkamayabilir"
Epstein dosyası üzerinden Batı eleştirisi
Konuşmasında Epstein davasına ve "rezil ada" olayına da atıfta bulunan Hamaney, bu skandalın liberal demokrasinin gerçek yüzünü yansıttığını savundu. Batılı liderlerin ahlaki bir çöküş içinde olduğunu öne süren Hamaney, bu tür olayların buzdağının sadece görünen kısmı olduğunu ifade etti.
Protestolarda hayatını kaybedenlere "şehitlik" unvanı
28 Aralık'ta başlayan protestolara da değinen Hamaney, olaylarda yaşamını yitirenleri üç grupta analiz ettiğini belirtti. Güvenlik güçleri ve masum sivillerin yanı sıra, "aldatılmış" olarak nitelediği ancak pişmanlık duyan kişilerin de yetkililerce "şehit" sayılmasını doğru bir adım olarak değerlendirdi.