Tarih: 25.02.2026 13:23

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kabe’de hacılar Hu der Allah” ilahisini çok beğendi

Facebook Twitter Linked-in

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

"Ülkemiz genelinde Ramazan-ı Şerif gerçekten çok çok farklı bir manevi atmosferde idrak ediliyor. Camilerimiz dolup taşıyor. Çocuklarımız, gençlerimiz gittikçe artan oranda camilerimizi şenlendiriyor.

"Kabe'de hacılar Hu der Allah"

Sofralarımız hamdolsun bereketleniyor. İhtiyaç sahibi kardeşlerimiz bu ayın bereketiyle daha çok gözetiliyor. Kur'an-ı Kerim'in o eşsiz sedası kulaklarımıza, kalplerimize adeta şifa oluyor. Bu yıl ayrıca ülkenin her yerinde terennüm edilen ilahilerle coşkuyu, neşeyi, manevi hazzı millet olarak hep birlikte yaşıyoruz. Kabe'de hacılar Hu der Allah... Bu ilahiyi yediden yetmişe insanımızın diline ve inşallah kalbine nakşeden, ülkemizi o güzel ilahilerle tek ses, tek yürek haline getiren bestecisinden icracısına kadar tüm kardeşlerime buradan tebriklerimi iletiyorum. Özellikle okul bahçelerinde yavrularımızın hep birlikte bu ilahilere eşlik ettiklerini, hep bir ağızdan coşkuyla "Allah" Lafz-ı Celali'ni seslendirdiklerini görmek bizi ziyadesiyle memnun etti, mesrur etti, gururlandırdı.

"Kimse bundan gocunmamalı"

Tüm Türkiye'nin aynı ritimde buluşması, aynı sözleri, aynı sesleri terennüm etmesi; özlediğimiz, arzuladığımız, hasretini çektiğimiz bir iklimdi. Şunu bir defa açık açık söylemek isterim: Kimse bundan gocunmamalı, rahatsız olmamalı, kimse tedirgin olmamalıdır. Bu fotoğraf gerçek Türkiye fotoğrafıdır. Bu fotoğraf bu toprakların fotoğrafıdır, bu milletin fotoğrafıdır. Bu fotoğrafa vesile olan herkesten Allah gani gani razı olsun diyorum.

Okullarda Ramazan etkinlikleri

Milli Eğitim Bakanlığımız, Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimiz kapsamında Maarif'in kalbinde Ramazan teması altında çeşitli etkinliklerin düzenlenmesi için 81 vilayetimize bir yazı gönderdi. Bu yazıda neler var. Gençler, bu yazıda neler var. Ramazan ayı boyunca öğrenciler için söyleşi programları düzenlenecek. Okul aile iş birliğini güçlendirmek için iftar sofraları kurulacak. Çocukların milli ve manevi değerlerimizi daha iyi öğrenmeleri ve tecrübe etmeleri için okul dışı öğrenme ortamları hazırlanacak. Öğrencilerimizin paylaşma bilinci geliştirilecek, birlik ruhu, adalet, merhamet ve vatanseverlik gibi hasletlerin çocuklarımıza aşılanması sağlanacak. 

"Gönüllülük esasına dayalı"

Şimdi birincisi, bu etkinlikler gönüllülük esasına dayalı olarak yapılacak. İkincisi, bu etkinlikler hiç şüphesiz anayasal dayanağı olan etkinliklerdir. Anayasamızın gerek başlangıç kısmında gerekse sonraki diğer maddelerinde her vatandaşın manevi varlığını geliştirme hakkı olduğu açıkça belirtilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığımız da Anayasa'nın kendisine yüklediği sorumluluk mucibince öğrencilerimizin milli ve manevi değerlerini güçlendirme amacıyla tamamen gönüllülük esasına göre böyle güzel bir çalışmayı yapmıştır. 

"Çok hayırlı bir hizmettir"

Yapılan doğrudur. Yerindedir. Hukukidir. Ramazan'ın manevi iklimine uygun olmasının yanı sıra milletimizin hissiyatına da tercüman olan çok hayırlı bir hizmettir. Hangi siyasi görüşten olursa olsun milletimizin kahir ekseriyeti de genelgeye destek vermiş, memnuniyetle sahiplenmiş, fevkalade olumlu karşılamıştır. Şimdi bakınız değerli kardeşlerim, bu yazının gönderilmesinin hemen akabinde, Ramazan-ı Şerif'ten sadece bir gün önce, artık nesli tükenmekte olan bir kısım yobaz çıktı. O bayat laiklik elden gidiyor şarkısını söyleyen, zehir saçan, baştan aşağı millete nefret kusan o malum bildirilerini yayınladı. 

"Bunlar Noel süslemeleri yapılınca rahatsız olmazlar"

Bakın bunlar Noel süslemeleri yapılınca rahatsız olmazlar. Bunlar güya Cadılar Bayramı kılıfı altında ne idüğü belirsiz saçmalıklar sahnelenirken rahatsız olmazlar. Çocuklarımızı alkole, uyuşturucuya, sigaraya ve her türlü sapkınlığa özendiren şarkılardan rahatsız olmazlar. Bunlar sosyal medya ve dijital platformlarda yavrularımızın türlü rezilliklere maruz kalmasından rahatsız olmazlar. Bunlar Batı'da çocuklara yönelik her gün bir yenisi patlak veren o rezil, o insanlık dışı skandallardan asla rahatsız olmazlar ama ne zaman ki Ramazan kapsamında çocuklarımıza bu toprakların milli ve manevi değerleri anlatılacak olsa işte bundan hemen rahatsız olurlar. Bunların derdinin ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Biz bunların karın ağrısının asıl sebebini gayet iyi biliyoruz.

"Laiklik kavramının arkasına saklanarak zulmettiler"

Laiklik kavramının arkasına saklanarak on yıllar boyunca bu millete nasıl zulmettiklerini, bu milletin değerlerini nasıl tahrip ettiklerini, bu milletin çocuklarını özünden uzaklaştırmak için nasıl gayret ettiklerini çok ama çok iyi biliyoruz. Bunların derdi laiklik değil. Hiçbir zaman da laiklik olmadı. Bunların derdi bu toprakların kutsallarıyla, bu toprakların milli ve manevi değerleriyle, bu milletin ta kendisiyledir. Hayırdır. Çocuklarımızın namazı, orucu öğrenecek olması sizi neden rahatsız ediyor.

"Sizi neden rahatsız ediyor"

Çocuklarımızın Ramazan süslemesi yapması sizi neden rahatsız ediyor. Çocuklarımızın teneffüs saatlerinde okul bahçelerinde cıvıl cıvıl, hep bir ağızdan ilahiler söylemesi sizi neden rahatsız ediyor. Gençlerimizin dilinde küfür ve hakaret yerine Allah lafzının olması sizi neden bu kadar rahatsız ediyor. Laiklik kavramının arkasına saklanmaktan vazgeçin. Neyse derdiniz çıkın açıkça söyleyin. Lafı dolandırmayı bırakın. Dilinizin altındaki baklayı çıkarın. Kimse kusura bakmasın ama bu milletin hiçbir ferdi, bu milleti var eden milli ve manevi değerlerin öğretilmesinden rahatsız olmaz, olamaz. Rahatsız olan varsa gitsin bu vatanla, bu bayrakla, bu toprakla, bu milletle aidiyetini tekrar tekrar sorgulasın.

"Bu milletin mayasında İslam var"

Değerli milletvekillerimiz, çok değerli kardeşlerim, bugün bir kez daha şunu altını çizerek ifade ediyorum. Bu milletin mayasında İslam var. Bizi bir millet yapan, bizi her türlü farklılığımıza rağmen bir arada tutan manevi değerlerimizdir. Ordumuz, unutmayın, Peygamber ocağıdır. Şehitlerimiz İslam şehitleridir. Zaferlerimiz İ'la-yı Kelimetullah istikametindeki zaferlerdir. Bu milletin temelinden ezanı, Kur'an'ı, Peygamber sevgisini, Ramazan'ı, orucu, zekatı, sadakayı çekip aldığınız zaman geriye ne tarih kalır, ne istikbal kalır, ne millet kalır, ne de devlet kalır. Ne diyor İstiklal Marşımız. 'Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.' Evet, bu ezanlar ebedi yurdumun üstünde inleyecek ve bu sayede Hakk'a tapan milletimin istiklaline hiç kimse el uzatamayacak. Dil uzatamayacak. Hiç kimse ona kast edemeyecek.

"İnanç özgürlüğü görmek isteyen Türkiye'ye baksın"

Biz büyük imparatorluklar kurmuş, büyük medeniyetler inşa etmiş bir milletin evlatlarıyız. Bizim tarih boyunca üç kıtaya huzur götüren büyük devletlerimizin harcında, dünyaya istikamet çizen medeniyetlerimizin temelinde Kur'an vardır, Peygamber aşkı vardır, iman vardır, oruç vardır. Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre, Mevlana, Ahmedi Hani ve daha niceleri İslam'ın gür sadasıyla bu vatanın ve bu milletin harcını karmışlardır. Ezanı unutursa, Kur'an'ı unutursa, Peygamber'i unutursa, Yunus Emre'yi, Hacı Bektaş'ı unutursa bu milletten geriye hiçbir şey ama hiçbir şey kalmaz. Kimse bize azınlık hakları dersi vermeye kalkmasın. Kimse bize inanç özgürlüğü dersi vermeye kalkmasın. Biz bu değerleri dışarıdan alıp öğrenecek bir millet değiliz. Biz bu değerleri dünyaya öğretmiş, dünyaya öğretecek bir milletiz. Bin yıldır bu topraklardayız. Bu topraklarda bin yıldır Türk de var, Kürt de var, Arap da var, Sünni, Alevi, Hristiyan, Musevi daha niceleri var. Avrupa'da farklı mezhepler birbirlerini doğrarken bu topraklarda ecdadımız bir arada yaşamanın eşsiz terazisini kurdular. İnanç özgürlüğü görmek isteyen Türkiye'ye baksın. Ders alsın. Farklı inançlara karşı adalet içinde bir yaklaşım görmek isteyen Türkiye'ye baksın. Ders alsın. Bizim dışarıdan yabancı kavram, yabancı değer ithal etmeye ihtiyacımız yok. Selçuklu Devleti'nin, Osmanlı İmparatorluğu'nun mirası, Türkiye'nin birikimi bize yeter. Bizim her inanca, her mezhebe, her manevi değere sonsuz saygımız var. Herkesin inanç ve ibadet hakkını koruruz. Ama bu vatanı vatan yapan milli ve manevi değerleri de sonuna kadar savunuruz. Sonuna kadar koruruz.

"Kendi özümüzle büyüyeceğiz"

Projeleriyle, ithal ideolojileriyle kirlenmiş zihinleri, çirkin ve çirkef bildirileriyle kimse bize parmak sallayamaz. Ezandan, Kur'an'dan, camiden, namazdan, oruçtan, Ramazan'dan rahatsız olanlar vardı. Ülkemizi işgal etmeye giriştiler. Anadolu kadınının örtüsüne el uzatmaya kalktılar. İstiklal Savaşı'nda biz onlara gereken dersi verdik. Aynı kirli niyetler, aynı mukaddes ve muazzez değerlere bir daha uzanırsa bu millet yine aynısını yapacaktır. Tarihten ders almamakta ısrar eden varsa buyursun. Türkiye, Türkiye olarak büyüyecek. Bunu hiç kimse aklından çıkarmasın. Kendi özümüzle büyüyeceğiz. Kendi ruhumuzla büyüyeceğiz. Kendi devlet, millet ve medeniyet değerlerimizle büyüyeceğiz. Başkalarına benzeyerek değil, biz olarak, kendimiz olarak, Türkiye olarak düştüğümüz yerden kalkacak, doğrulacak ve 86 milyon el ele, gönül gönüle verip Türkiye Yüzyılı'nı kendi değerlerimizle inşa edeceğiz. Bu vesileyle Milli Eğitim Bakanımızı, başta öğretmenlerimiz olmak üzere tüm milli eğitim camiamızı ve elbette sevgili öğrencilerimizi tebrik ediyorum. Okul bahçelerini ve camilerimizi bir çiçek tarlasına çeviren yavrularımızın her birini tek tek muhabbetle kucaklıyor, dillerinden Allah niyazı, kalplerinden Hazreti Muhammed Mustafa'nın aşkı hiç eksilmesin diyorum. Türkiye sanılandan çok çok büyüktür ve biz bu büyüklüğü her alanda olduğu gibi milli eğitim alanında da göstermeye, sağlıklı, bilgili, donanımlı, milli ve manevi değerlerini bilen, tanıyan, uygulayan ve yaşatan nesillerle asrın idrakine söyletmeye inşallah devam edeceğiz."




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —