Menü Hürgün, İnsana ve Demokrasiye Dair Her Şey
Tarih: 28.03.2026 10:53
641 yıllık türbede Selçuklu, Osmanlı ve Bizans izleri bir arada

641 yıllık türbede Selçuklu, Osmanlı ve Bizans izleri bir arada

Facebook Twitter Linked-in

Kocaeli'nin Gebze ilçesinde yer alan 14. yüzyıl eseri Malkoçoğlu Mehmet Bey Türbesi, Selçuklu kümbet geleneği ile erken Osmanlı mimarisini bir arada barındırıyor. 1940'lı yıllarda yıkılma tehlikesi geçiren ve restorasyonlarla yeniden ayağa kaldırılan 641 yıllık türbe, yapımında kullanılan Bizans dönemine ait devşirme taşlar ve halk arasındaki "Kırgızlar Mezarlığı" isminin aslında "Kırk Kızlar" olması gibi ilginç tarihi detaylarıyla dikkati çekiyor.
Gebze'de bugün "Çamlık Parkı" olarak bilinen tepe noktasında yükselen Malkoçoğlu Mehmet Bey Türbesi, yüzyıllar öncesine uzanan çok katmanlı tarihin izlerini taşıyor. 1385 yılına tarihlenen yapı, Anadolu Selçuklu kümbet mimarisinin karakteristik özelliklerini yansıtırken, Osmanlı'nın kuruluş dönemine ait yapı anlayışıyla da benzerlik gösteriyor. Zaman içinde büyük tahribatlar yaşayan türbe, 1940'lı yıllarda neredeyse tamamen yıkılarak yalnızca tek bir sütunun ayakta kaldığı bir harabeye dönüşse de, 1960'lı yıllarda başlatılan restorasyon süreciyle yeniden hayat buldu.

"Bu yapı hem Selçuklu hem erken Osmanlı izlerini taşıyor"
Türbenin mimari açıdan önemli bir yapı olduğunu belirten Tarihçi-Yazar Dr. Recep Kankal, "Bulunduğumuz türbe, Anadolu Selçuklu dönemindeki kümbetlerin benzerlerinden biri. Aynı zamanda Osmanlı'nın kuruluş dönemindeki yapılarla da ciddi benzerlikler gösteriyor. Bu yönüyle hem Selçuklu geleneğini hem de erken Osmanlı mimarisini bir arada barındıran nadir yapılardan biri. 1385 yılında vefat eden Malkoçoğlu Mehmet Bey'e ait olduğunu da dönemin belgeleri ve kitabeler doğruluyor" dedi.

"641 yıllık geçmişi belgelerle ortaya konuluyor"
Yapının tarihine ilişkin somut veriler bulunduğunu ifade eden Kankal, "Bu yapı günümüzden yaklaşık 641 yıl öncesine uzanıyor. 1912 yılında Halil Ethem Bey'in Gebze'ye gelerek yaptığı incelemeler ve sonrasında kaleme aldığı '787 tarihli kitabe' çalışmasıyla türbenin kime ait olduğu ortaya konuluyor. Hicri 787 tarihi miladi olarak 1385'e denk geliyor ve burada Malkoçoğlu Mehmet Bey'in yattığı anlaşılıyor" diye konuştu.
Malkoçoğulları'nın, Osmanlı'nın özellikle Balkanlar'daki fetihlerinde aktif rol oynayan Evrenosoğulları ve Mihaloğulları gibi önemli bir akıncı ailesi olduğunu kaydeden Kankal, türbede yatan Mehmet Bey'in de bu geleneğin bir parçası olduğunu ifade etti.

1940'larda tek bir sütunu kalmıştı
Kankal, 1920'li yıllarda ayakta olan yapının 1940'lara gelindiğinde büyük ölçüde yıkıldığını ve fotoğraflarda sadece tek bir sütunun ayakta kaldığının görüldüğünü dile getirerek, şu bilgileri paylaştı:
"O dönemlere ait fotoğraflarda sadece tek bir sütunun ayakta kaldığı görülüyor. Kubbesi dahil diğer tüm bölümler çökmüş durumda. Kitabenin de bu süreçte kaybolduğu, daha sonra bir okulun deposuna kaldırıldığı tespit ediliyor. 1948'de Zeki Ergezen restitüsyon çalışmalarını yapıyor, 1960'lı yıllarda ise Cahide Tamer tarafından kapsamlı bir restorasyon gerçekleştiriliyor. 1960'lı yıllarda yapılan çalışmalarla türbe yeniden ayağa kaldırılıyor. Bu süreçte mevcut kalıntılar esas alınarak yapı yeniden şekillendiriliyor ancak tamamen özgün haliyle bitirilemiyor. 1980'lerde bazı ek onarımlar yapılıyor. Son olarak 2011 yılında gerçekleştirilen restorasyonla yapı bugünkü görünümüne kavuşuyor."

"Kırgızlar değil, aslında 'Kırk Kızlar Mezarlığı'"
Bölgeyle ilgili doğru bilinen yanlışlara da değinen Dr. Recep Kankal, halk arasında "Kırgızlar Mezarlığı" olarak bilinen alanın asıl adının "Kırk Kızlar Mezarlığı" olduğunu, zamanla telaffuzun değiştiğini ve bu tür örneklere Anadolu'nun farklı bölgelerinde de rastlandığını belirtti. Kankal, "Buraya halk arasında 'Kırgızlar Mezarlığı' deniyor ama bu doğru değil. Aslında buranın adı 'Kırk Kızlar Mezarlığı'. Anadolu'nun farklı bölgelerinde de benzer isimlendirmeler var. Zamanla telaffuz değişmiş ve bu şekilde anılmaya başlanmış. Bu tür örnekleri Tokat, İznik ve Manisa gibi farklı bölgelerde de görüyoruz" dedi.

"Bizans dönemine ait devşirme taşlar kullanılmış"
Kankal, yapının inşasında geçmiş medeniyetlerin izlerinin de bulunduğuna dikkati çekerek, "Türbenin bazı bölümlerinde Bizans dönemine ait devşirme taşlar kullanılmış. Bu taşlar Bizans dönemine ait. Sütun başlıklarında haç motifleri ve farklı bezemeler görüyoruz. Ayrıca tuğla dizimlerinde de Bizans dönemine özgü almaşık teknik dikkat çekiyor. Bu da bölgedeki eski yapıların malzemelerinin burada kullanıldığını açıkça gösteriyor" ifadelerini kullandı.



Orjinal Habere Git
— HABER SONU —